PROTOKOLSÜZ BİR AKŞAM YEMEĞİ


Annem telefon eder “balık aldık, hem zalm hem de değişik bir tür balık. İlle işten çıkınca yemeğe gel”. Ik mık derim, sonra dayanamayıp ‘e, haydi bari’ diyerek giderim. İstemem yan cebime koy misali. Giderken de markete uğrayıp süt ve çikolata alırım. Çiçek pek ikrama geçmiyor diye bunları aldım deyince rahmetli Biber amcayı yâd ederiz.

Masa örtüsü, servis takımı hak getire. “Protokolsüz bir akşam yemeği”  diyerek fotoğraf makinemi alıp yemek masasına doğru yeltenince, ‘hadi yap bir protokol’ diye bizim hanım gülümser. Ne protokolü yaa, hışım çıkmış zaten. Sanki herkes her akşam tam tekmil yemek masasına örtü açarak İngiliz porseleni takımlarında yiyor yemeğini. En azından biz yemiyoruz. Hep doğal olma taraftarı olmuşumdur zaten. Nasılsam öyle yani. Tamam zarafet ayrı. (Annem işin zarafet kısmını halletmiş, salatayı süslemiş. Yerken fark ettim annemin salatadaki ufak ama sihirli dokunuşlarını). Fakat hiç kimse için kırılıp dökülemem. Bu yüzden de geleneksel olamadığım gibi klasik bir Türk kızı da hiç olmadım ya.

 

Ertesi gün akşam yemeği: içli köfte pişmeden önce. İçli köftenin sağ tarafında görünen yassı olanlar aya köftesi.


Piştikten sonra yeme aşaması; içli köfte, ayran, çaman ve yufka ekmek.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !