ŞEKER HAMURLU PASTA

Bir kaç hafta evvel zorunlu olarak bir etkinliğe katıldım. Marsepein yani şeker hamurlu pasta. Sırf birilerinin gönlü olsun, çocuklar eğlensin. Belki çocuklar için yaratıcı olabilir ya da ne bileyim gençler için bir eğlence vesilesi sayılabilir. Bana göre tamamen yapay ve gereksiz masraf. Yoksa ben normal mi değilim ne? Kendime haksızlık etmeyeyim. Belki de ben çocuk ya da yeni yetme genç kategorisine girmediğim için normali de budur. Elden ayrık sığ? Yoo yo, ikincisi hiç değil. Çünkü katıldım, bütünleşmiş oldum, yani lafın kısası uyum sağladım, hani entegre diyorlar ya şimdilerde.

Tadı mı? çok kısa ve net söyleyeyim: berbat demek istemiyorum, tahmin ettiğim gibi. Bilmem yeterince net olabildim mi? Bir arkadaşımın dediğine göre en yenilebilir pasta benimkiymiş. Katmanların arasına çok az miktarda reçel sürdüğüm ve şeker hamurunu pastanın üzerine son derece ince bir tabaka halinde kullandığım için. O bir doğum gününe götürmüştü, çocuklar çok sevmişler. Ben de epey bir kara kara düşündükten sonra arkadaşlarıyla yemesi için komşumun çocuğuna verdim.

Heves edenler için yapılışını anlatayım: öncelikle şeker hamurunu elinizle bir güzel yoğuruyorsunuz. Açacak kadar yumuşadığında içine gıda boyası koyup renk tamamen elinizdeki yumağın her yanına karışıncaya kadar tekrar yoğurmaya devam edip pudra şekeri serpiştirerek merdaneyle açıyorsunuz. Sonrasında kekinizi yatay olarak üç parçaya bölüp ara parçaların üzerine reçel sürüyorsunuz. Açtığınız şeker hamurunu pastanın üzerine örtüp kenarları temizledikten sonra üst ve yan yüzeyleri şekerlemelerle süslüyorsunuz. Benim en canımı su eden kısım da işte bu üstünü süsleme kısmı idi. Ne yapmalı, nasıl süslemeliydi? ölümlerden ölüm beğenmek gibi bir şeydi benim için. Fakat çok şatafatlı olmasa da biraz sancılı olmakla birlikte ortaya yukarıdaki pasta çıktı. Bir daha asla ve kata yapmamacasına.

 

Ve bir kez daha anladım ki ben kendi mutfağımda ve kendimce yaptıklarımla daha mutlu mesudum. Ama yine de toplum mutluluğu ve toplu mutluluk için uyum sağlamak önemli. Ne de olsa hayatımı bağışlamadım, sadece kıymetli bir buçuk saatim gitti. O da bütünleşme, çocuklar ve onların mutluluklarını görmek için değerdi. Neticede bu çalışmanın yansımalarını hep birlikte tüm toplumda görecektik.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !